İspanya, kültürel değerlerini
koruyup modern bir yaşamla bağdaştırabilmiş
ender ülkelerden biridir. Ülkenin
her köşesinde 800 yıl boyunca
hüküm süren Roma İmparatorluğu'ndaki
Visigoth'ların ve Moorların mimari
izlerini bulmak mümkündür. İspanya,
iklimi, yemekleri, tarihi şehirleri
ve muhteşem sahilleriyle tam
bir turizm cennetidir. İspanya'ya
gelerek dünya üzerinde en çok
konuşulan dillerden biri olan
İspanyolca'yı öğrenme şansına
sahip olacaksınız.
KISA
KISA İSPANYA
Para
Birimi
:
İspanyol Pesetası
Konuşulan
Diller
:
İspanyolca, Katalunca, Baskça, Galiçyaca
(Fransızca ve İngilizce genellikle bilinir).
Başkenti
:
Madrid
Nüfusu
:
40.077.100
Uçuş
Süresi
:
3,5
saat
Saat
Farkı
:
1
saat geri.
İklim
- Sıcaklık
:
Ülkenin genelinde kışlar soğuk, yazlar
Sıcak ve kuru geçen bir iklim hakimdir.
Yaz ortalama sıcaklık: 25 C°, Kışın ortalama
sıcaklık: 9 C°
Önemli
Telefonlar
:
Ülke
Kodu
:
34
Türkiye
Büyükelçiliği:
:
CALLE
RAFAEL CALVO 18-2 A Y B
MADRID
28010
(
34-91 ) 319 80 64 - 319 82 97 - 319
81 11
Madrid Barajans
Havalimanı
:
1 393 6000
Barcelona Havalimanı
:
3 298 3838
Mallorca
Son Sant Joan Havalimanı
971
789 000
Sevilla
Havalimanı
954
449 000
Salamanca
Havalimanı
923 32 9600
Alicante
Havalimanı
966 91 9000
Türkiye'
ye Telefon Nasıl Açılır?
00
+90+alan kodu+telefon numarası .
Bankaların
Açık Olduğu Saatler
Hafta içi her gün 08:30 -13:30 ATM makineler
bütün şehirlerde mevcuttur.
Elektrik:
220 Volt.
KDV:
Restoran
ve Oteller: %7 vergi vardır. Fakat bu her zaman
ücrete dahildir . Alışveriş: %6 vergi vardır.
Lüks eşyalarda bu oran artmaktadır. Ancak büyük
mağazalarda turistler tek seferde bir mağazadan
15.000 pesetanın üstünde alışveriş yaparlarsa
vergi iadesi alma hakkına sahip olunur. Bunun
için mağazadan alacağınız makbuzu dönerken
İspanya'daki havalimanında tax-free officer'
na onaylatmak gerekir. Küçük Meblağlar hemen
alanda ödenebildiği gibi bu vergi iadeleri
kredi kartlarınıza bir süre sonra işlenir veya
adresinize bir çek yollanır .
Madrid
dünyanın en önemli kültürel başkentleri arasında
bulunan bir şehirdir. Madrid'i Romalılar
kurmuştur. Kesin dönem bilinmese de 3. ve
5. yüzyıl arasında olduğu tahmin edilir.
Madrid ' i 10.yüzyılda Magerit adıyla bir
Müslüman Merkezi olarak görürüz. 16.yüzyılda
şehir İspanyol İmparatorluğu'nun başkenti
olur. Burası 17.yüzyılda Cervantes, Lope
de Vega ve Calderon gibi yazarların yaşadığı
bir entelektüeller kenti haline gelmiştir.
18.yüzyılda kültür hayatı en üst seviyededir.
1808-1813 yılları arasında Napolyon tarafından
ele geçirilen Madrid, yönetimin tekrar İspanya'ya
geçmesinin ardından 20.yüzyıla kadar toparlanamamıştır.
1931 yılında kurulmaya çalışılan demokratik
rejim 1936 -1939 yılları arasında iç savaşla
kesintiye uğramıştır. ( Hemingway ' in " For
whom the bell tolls " - Çanlar kimin için
çalıyor - eseri bu iç savaşı anlatır. ) Madrid
çevresindeki yerleşimlerle birlikte yaklaşık
3 milyon nüfusu olan bir şehirdir. Deniz seviyesinden
700m yükseklikte bir plato üzerine yaklaşık
8000 km2 üzerine kurulmuştur. Oldukça modern
görünüşlü olan bu Avrupa başkentinde, şehir
merkezinde özellikle 19.yüzyıla tarihlenen
çok sayıda bina yer almaktadır. Şehir merkezinde,
şehrin hafızasını koruyan bu tarihi doku, şehir
dışına doğru çıkıldıkça yerini düzenli yaşam
alanlarına bırakmaktadır.
Puerto del Sol: Madrid'e
ister yalnız isterse bir gurupla gidin öncelikle
bulmanız gereken nokta Puerto del Sol'dur.
İspanya'nın resmi olarak merkezi kabul edilen
nokta Puerto del Sol 'deki belediye binasının
önündedir.
Tam karşınızda, biraz dikkatli bakarsanız ağaca dayanmış bir ayı heykeli göreceksiniz
ki bu heykel Madrid şehrinin amblemidir. Artık İspanya'nın ortasını bulduğunuza
göre bu noktayı kendinize referans kabul edip buradan çeşitli yönlere açılan
anacaddeler üzerinde yapacağınız kısa yürüyüşler gün bitiminde şehri tanıyor
kılacaktır size. Ama fazla vaktiniz yoksa sadece en popular yerleri gezmek
istiyorsanız kolayca elde edebileceğiniz bir şehir planıyla aşağıdaki yerleri
ziyaret edebilirsiniz.
Palacio Real (Royal Palace)
18. yüzyılda Bourbon'ların ( yönetimdeki aile)
idare binası.
Calle de Bailen'de, Puerto del Sol'den, Calle Mayor'u izleyerek, cadde bitiminde
güneye döndüğünüzde çıkarsınız.
Monasterio de las Descalzas Reales (Monastery
of the Descalzas Reales): 1733 yılında kral
V. Felipe tarafından yaptırılmıştır. Calle
de Preciaus' üzerinde (sağdan 2.sokak) Puertodel
Sol'un en kuzeyindeki ana cadde.
Plaza de la Independencıa (Alcala
Gate): Kral III. Charles tarafından şehre giriş
kapısı olarak tasarlanıp neo-klasik üslupta
yaptırılmıştır. Puerto del Sol'den sol tarafa
yaklaşık 20 dakikalık hızlı bir yürüyüşle ulaşılabilir.
Retiro Park Alcala Gate'I
geçtikten sonar sağ kolda yer alır.12 hektarlık
bir alan üzerine kurulmuştur. 17.yüzyılda Retiro
Sarayı'nın bir bölümü olarak düzenlenmiştir.İspanya
iç savaşı sırasında oldukça hasar görmüşse
de park içindeki bitkiler, çeşmeler, havuzlar,
anıt ve heykeller ve bahçe düzenlemeleri görülmeye
değerdir.
Grand Via Madrid'in tarihi
dokusu içine yerleşmiş en popular alış-veriş
merkezi. Şehrin
kuzeyindedir.
Plaza de Colon 1885 yılında
Arturo Melida tarafından düzenlenmiş bir bahçe
ve kültür merkezi kompleksidir. Alanın ön tarafında
oldukça yükseltilmiş bir kaide üzerinde Columbus
keşiflerini İspanyollar'a sunuyor gibidir.
Plaza de Espana Kentin en
yoğun caddelerinden biridir.Resmi binaların
bir çoğu bu cadde üzerindedir. Ayrıca Cervantes
Anıtı da, bu doku içinde yine yel değirmenlerine
savaş açmış iki kahramanıyla yer almaktadır.
Plaza Mayor Kare bir avlu
etrafında düzenlenmiş 136 binadan oluşur. Mutlaka
görün. 1619 yılında krallığa prestij sağlayacak
bi alış-veriş merkezi olarak inşaa edilmiş.
Hala çeşitli dükkan ve atölyelerden oluşan
oldukça güzel bir ortamı var. Ayrıca bu açık
avluda binada yer alan 437 balkondan da seyredilen
boğa güreşi gibi geleneksel oyunların yanı
sıra kraliyet ailesine ait düğün törenleri
yapılmaktaymış. Bugün de çeşitli yerel festivallerde
bu alan kullanılmaktadır. Alanın ortasında
Kral III. Philip'in at üzerinde heykeli yeralmaktadır.
Plaza Mayor'da vereceğiniz bir kahve molasının
ardından Madrid'in 17.yüzyıldaki merkezine
doğru ilerleyebilirsiniz. Ayrıca burada şehrin
en eski binalarını "Casa
de Cisneros"u görebilirsiniz.
Prado Museum (Paseo del
Prado): 18.yüzyılda yapılmış olan bina Neo-Klasik
üsluptadır. VII.Ferdinant ve karısının girişimleriyle
oluşan kolleksiyona ait yaklaşık 300 adet parça
ile kurulan müze bugün 7000 civarında eserle
dünyanın en önemli Avrupa sanatı koleksiyonlarından
birine sahiptir. Romanesk Dönemden günümüze
kadar tarihlenen eserler İspanyol sanatçılarına
( Velazquez, El Greco, Goya...) ait oldığu gibi Avrupanın çeşitli dönemlerde
faaliyet göstermiş diğer okullarının da (Bosch, Rubens, Mantegna, Raphael Tintoretto,
Tiziano Caravaggio, Botticelli, Dürer, Poussin...) temsilcilerinin uygulamalarını
içerir. Eğer plastik sanatlar ilginizi çekiyorsa Prado Müzesine sabah erkenden,
hatta kuyruğa girmek için mesai başlamadan (09:00-15:00) gidin. Pazartesi kapalıdır.
İspanya'da 3F 'nin (Flameco, Football, Fiesta)
ülkenin popüler kültürü içinde önemli bir yeri
olduğunu herkes bilir. Flamenco Dansı bugün
genellikle turistik bir gösteri niteliğinde
olup daha çok akşam saatlerinde organize edilmektedir.
Bu konuda bilgiyi en rahat şekilde otel resepsiyonlarından
edinebilirsiniz. Madrid'in dünyaca ünlü 2 futbol
takımı olan Real Madrid ve Atletico de Madrid
takımlarını ise duymayanınız yoktur. Özellikle
Barcelona ile olan ezeli rekabet hele de ünlü
Bernabeu Stadyumun'daysa...
Boğa güreşleri Madrid'de
özellikle Mayıs ayının ortalarından itibaren
Calle de Alcala ve Vista alegra Metro istasyonu
yakınındaki arenalarda, eğer zevk alıyorsanız,
izlenebilir. Buralardan anı olarak alacağınız
kılıç, bıçak türü eşyalar dönüşte havalimanında
muhtemelen sorun çıkaracaktır.
İspanya'yı yakından görmek, flamenko dansları
eşliğinde sarhoş olmak istiyorsanız öncelikli
olarak gideceğiniz yer Barcelona olmalıdır. Barcelona
İspanya içinde sanki ayrı bir ülkedir; kimilerini
şaşırtır bu. Barcelona şehrinin tarih ile bütünleşmesi
ayrı bir heyecan katar gezginlerin turlarına;
özellikle Rönesans dönemine ait yapılar insanı
büyüler.
TARİHİ
Dokuzuncu yüzyılda , İspanya kurulmadan yüzlerce yıl önce Barcelona, Katalan
bir asilzade aile tarafından kurulmuştu. Kendi dilleri, gelenekleri ve kültürleri
olan bu imparatorluk Sicilya ve Sardunya adalarını da içine alıyordu. 1939'a
kadar varlığını sürdüren imparatorluk birinci dünya savaşından sonra egemenliğini
kaybetti. İspanya 'nın faşist diktatörü Fransico Franco' nun 1975 yılındaki
ölümünden sonra, Barcelona İspanya'nın içinde sanki ayrı bir ülke kimliğine
büründü...Sardunya halkının dansı özgürlüğün dansı olmuştu artık. Küçük adımlarla
birbirine halka olmuş insanların romantik, ritmik, kibar dansı. İsteyen herkesin
katılabildiği danslarda her yastan her milliyetten insan görmek olasıdır.
Katalan 'ların bayındırlık sürdüğü 1830'lu yıllarda
Barri Gotic bölgesinde, ortaçağ sınırlarından
ayrılarak yeni Barcelona vizyonuyla zengin kentsoylu
bir toplumun ilk tohumları atılmıştı.1950'lili
yıllarda ise şehri çevreleyen duvarların bir
çoğu yıkılarak yerine Ildefons Cerda tarafindan
eski şehrin etrafına hızla yayılan bitkilerle
çevrildi.
Gece Barcelona'da gündüz olduğundan çok daha
fazla insan görürsünüz. Çünkü İspanyollar gece
hayatını çok seviyor. Genellikle arkadaş gruplarıyla
ve oldukça geç saatlerde dışarı çıkmayı seviyorlar.
Barcelona 'ya gittiğinizde kendinizi sanki İspanya
'nın dışında başka bir yere gitmiş zannedersiniz.
Bu zengin kültürlerle yoğrulmuş ülke sanki bir
açık hava müzesi gibidir. Barcelonalılar kendilerini
önce Katalan olarak kabul ederler. Onlar size
İspanya kurulmadan önce Katalanya'nın var olduğunu,
kendi mutfaklarının, dillerinin, bayraklarının
ve kültürlerinin farklı olduğundan söz edeceklerdir.
Madrid'den daha kozmopolit, İspanya 'dan daha
Avrupai olduklarını ifade edeceklerdir. İspanya
'yı bir ülke olarak değil de eyaletlerden oluşan
bir birlik olarak görmeyi tercih ederler.
Katalan Hükümet Konağına bakan bulvarda yer
alan Sagra de la Familia Kilisesi (Temple of
the Holy Family) Barcelona 'nın en tanınmış sembolüdür.Yapımına
1882 yılında, Villar tarafından Neo-Gotik üslüpta
tasarlanarak başlanmış fakat Villar'ın gözden
düşmesi üzerine 1883 yılında bu işle 31 yaşındaki
Antoni Gaudi (1852-1926) görevlendirilmiştir.Ölümüne
kadar bu binanın yapına devam etmişse de Gaudi
,Sagrade la Familia Kilisesinin sadece (Kripta,
apsis duvarları bir giriş ve bir kule) ön cephesini
yapabilmiştir.Yapının inşasına Gaudi'nin ölümünden
sonra, günümüzde de devam edilmektedir. Modernist
üslüplü yapı diğer aynı üsluplu yapılardan Barcelona'nın
kültür zenginliğinin de etkisi ile farklılıklar
gösterir. Bu farklılığın sebebi , kentin Gotik,
İslam, Rönesans, Romanesk ve Bizans üsluplarını
bir arada taşıyor olmasındandır. Yapıda diğer
Modernist üslup uygulamalarında da süslemede
kullanılan cam ve tuğla (demir ve çelik de Modernist
üslupta süslemede kullanılmaktadır ; Art Nouveao)
tamamen Gaudi tarafından tasarlanmış ve yerleştirilmiştir.
Gaudi'nin, La Pedrera(The Quarry) adıyla bilinen
apartmanı gibi şehirde daha birçok eserini görmek
mümkündür.
Barri Gótic turistik bir köy olmamasına rağmen her geçen gün artan ziyaretçi
sayısıyla günümüzde en popüler mekanların başında gelmeye başlamıştır. Burası
halkın doğal yaşantısını daha yakından görmek isteyenlerin ilgisini çekebilecek
küçük bir İspanyol köyüdür.Ressam Joan Miro 'da Barri Gotic'de doğmuş ve büyümüş
bu köyün izlenimleri eserlerine yansımıştır.
Barcelona deyip de Picasso'dan bahsetmemek olmaz.
1881 yılında Malaga'da doğan Picasso 1985-1900
yıllarında Barselona da yaşamış, özellikle de
Barri Gotik ve Barri Xines bölgelerinden etkilenmiştir.Bu
dönem içinde Empresyonizim ve Sembolizim üsluplarında
çalışmıştır. 1900 yılında ayrıldığı Barcelona'ya
1901 yılında dönen Picasso 1904 yılına kadar
tekrar Barcelona 'da yaşamış ve Mavi Dönemim
dediği ürünlerini yaratmış fakat 1904 yılından
sonra Fransa'ya yerleşmiştir.1973 yılında Fransa'da
ölmüştür. Ünlü Ressamın eserlerinin özellikle
erken örneklerinin toplandığı bir müze 1962 yılında
oluşturulmaya başlanmıştır. Museo Picasso, 1981
yılında eşinin de Picasso'nun yaptığı seramik
çalışmalarını bağışlamasıyla bugünkü halini almıştır.Ünlü
ressamın 2,500 'den fazla eserinibu sehirde özellikle
de Museo Picasso 'da görmeniz mümkündür.
Hemen hemen Barcelona ile ilgili her fotoğrafta
veya her tabloda gördüğünüz her kitapta okuduğunuz,
o ünlü Las Ramblas sokağı limandan sadece bir
kilometre uzaklıktadır. Limanın hemen yanındaysa
bir diğer ünlü yapıt Christopher Columbus Heykeli,
yüzünü Akdeniz'e çevirmiş sizi beklemektedir.
Yaz aylarında konserler verilen, dramalar sahnelen
başka ünlü bir bulvar da Palca Del Rei' dir (
Plaza of the King). Yeni Dünya'ya yaptığı seyahatten
dönen Columbus, Isabella ve Ferdinand tarafından
huzura burada kabul edilmiştir.
İspanya deyince hemen akla gelen geleneksel
boğa güreşleridir. Boğa güreşine gitmek için
en az iki gün önceden biletlerinizi almalisiniz.
Arenaya girmeden önce Matador'lara firlatmak
üzere çiçek almayi unutmayin. Sagrada Familia
ve Katalan Hükümet Konagi'nın yer aldığı bulvarda
her Pazar aksami, renkli, eglenceli ve dostça
bir ortamda Sardana dansçilarini seyredebilir
veya onlara eslik edebilirsiniz.
Emeviler'den
kalma kalesi İspanyanin ender bedava gezilebilen
tarihi eserlerinden olan, yakınında bulunan
Marbella nedeni ile Avrupa jet sosyetesi tarafindan
en azından havaalanı olarak kullanılan güzel
bir liman şehridir. İspanya'nın Akdeniz kıyısından
ilerlerken, Catalonia 'ya
gelmeden, Andalucia 'nın(Endülüs)
son görülmeye değer, son büyük liman şehridir.
Malaga 'nın
parlak mavi / yeşil Akdeniz manzarası ve sonu
gelmeyen sahilleri aklınızın bir yerinde kalır...
Pablo Picasso'nun doğum yeri olduğunu söylemekte
de fayda var.
Menorca,
Ibiza, Formantera, Cabrera ve kendisinden oluşan;
Valencia 'nın
150km doğusunda bulunan Balear Takimadaları'nın
en büyüğü olan Mallorca'nın nüfusu aşağı yukarı
altıyüzbin olup, yarısından fazlasını yabancılar
oluşturur. En büyük şehri Palma de Mallorca'dır.
Adada eskiden turist görüldüğünde parmakla gösterilirmiş,
şimdilerde ise Mallorquin (Mallorcalı) görüldüğünde
neredeyse şaşırılmakta.
60x90 km büyüklüğündeki adada 300 yıl boyunca müslüman
arapların egemenliği sürmüştür. Şu an araplardan
geriye bağlar bahçeler ve kullanılmayan 1-2 hamam
dışında hiçbirşey yoktur. Adanın kuzeyi 1350 m'lik
tramuntana dağları ile çevrilidir ve bizim Karadeniz
yöresi gibi adanın diğer kısımlarından daha yeşildir.
Adanın batısı ise en gelişmiş kısmıdır. Mallorca
tüm geçimini turizmle sağlamaktadır.
Mallorca'nın en önemli özelliklerinden biri rutubetin azlığı, diğer özelliği
ise kumsallarıdır. Özellikle Arenal'de kum pudra gibi çok ince taneli olduğundan
kumun arasına hava girmiyor böylece en sıcak havalarda bile öğlen vakti kumda
çıplak ayakla yürünebiliniyor.
Mallorca'nın güneyi uçsuz buçaksız doğa manzaraları ve küçük köyler keşfetmek
isteyenler için önemli bir bölgedir.
Emeviler'den
kalmasına rağmen oldukça iyi korunmuş Alcazar
Sarayı'nın bulunduğu; İspanya 'nın
en güzel şehirlerinden biridir... Köprüleri,
skate park ı, katedral i
(ki dünyanın en büyük katedrali olarak Guiness'e
girmiştir), insanları ve sokakları ile çok güzel,
çok sıcak ve çok İspanyoldur. İnsanları o kadar
içten ve sıcaktır ki sizi tanısınlar ya da tanımasınlar
mutlaka selam verirler ve yardımcı olmaya çalışırlar.
Ortadan akan nehir şehre ayrı bir hava katar
ve Triana'nın gece hayatı gibisi yoktur. Küçük
avlularda flamenko gösterileri yapılır ve siz
o ayakların nasıl bu kadar hızlı hareket ettiğine
ve gitar çalan ellerin nasıl kaybolduğuna şaşar
kalırsınız. Boğa güreşleri ünlüdür. Sangria içilmeden,
paella yenmeden dönülmemelidir. Enteresan bir
şekilde gece aydınlatmasın altın
sarıs ıdır bu eşsiz Andalusia şehrinde.
Gece köprülere bakarken sanki şehrin üzerinden
bir altın yağmuru geçmis hissine kapılır, ne
kadar yeteneksiz olursanız olun kendinizden geçip
şiirler yazmaya başlarsınız.
Türkiye'nin Eskişehir'ini andıran İspanyol kenti,
üniversite şehridir. İspanya'da İspanyolca öğrenmek
için ideal şehirlerden biridir.
Ufacık bir şehirdir ve daha çok yerli turistlerin tercihidir. İspanya'nın ' world
heritage ' listesine de girmiştir. Üniversitesinin kuruluşu 1200'lü yıllara
kadar gider. Kolomb'un dünya turuna çıkmadan önce üniversitenin kütüphanesinde
uzun bir araştırma yaptığı söylenir. Neredeyse tüm şehir kumtaşından yapılmıştır.
Bu yüzden gün batımında cephesi güneşe bakan evler altın gibi parlar. Turistik
dükkanlar hala dükkanların adlarının boğa kanı ile duvarlara yazılması geleneğini
yaşatır. Şehrin pek çok İspanyol şehrinde olduğu gibi büyük kare bir meydanı
vardır. Katedralinin girişi restore edilmiştir. Restorasyon sırasında kapının
yanındaki sütunlara dondurma yiyen bir aslan ve bir de astronot figürü eklenmiştir.
Eski üniversitenin kapısında oyma bir kapı ve bu kapının üzerinde bir sürü
kurukafa, abuk sabuk aziz(e), haşmetli yaratıklar vardır. Ama hepsi de çok
ciddi ve güzel figürlerdir.
Ayrıca dünyanın en eski kütüphanelerinden biri de bu üniversitenin içinde bulunmaktadır
ve içeriye özel izinle girilebilmektedir. Kütüphanede Versallius tarafindan
el yazısıyla yazılmış bir kitap olduğu rivayet ediliyor ki kütüphaneyi korunaklı
kalın camların ardından görür görmez bu rivayetin gerçeğe ne kadar yakın olduğunu
farkediyorsunuz.
Akdeniz
kıyısında üniversiteli bir İspanyol kentidir.
Güzel bir sahile sahip olan, iskelelerin
etrafindaki cafeleriyle ve hemen alışabileceğiniz
ılık havasıyla huzur veren, caddelerinin bir
ucundan baktığınızda hepsi aynı boy ve yükseklikte
görünen panjurlu evleriyle ve her daim bakımlı
insanlarıyla iç açan, Aspe'siyle ve Villena'sıyla
şarap, festival ve tarih kokan şirin bir kenttir.
Türkiye'nin Bodrum 'unu
anımsatır. İspanya'nın zenginleri yazlık evlerini
buraya yaptırmışlar, büyük turistik oteller
açılmış, aynı Bodrum gibi beton yığınına dönüşmüş
sonunda. Yine de nefis denizi ve doğası ve
İspanyol sosyetesiyle İspanyada görülmesi gereken
yerlerden biridir. Ayrıca deri endüstrisi sayesinde
ayakkabiları ucuz ve kalitelidir. İçerisinde
Santa Barbara kalesini de bulunduran kentin
kasabalarından biri olan Denia üzerinden
de feribotla Ibiza 'ya
geçebilirsiniz.
İSPANYA'DA
EĞİTİMİN AVANTAJLARI:
Yüksek kalitede eğitim
Uluslararası
geçerliliği olan diplomalar
İnsanlarının
kozmopolit olması nedeniyle yabancı öğrencilerin
rahatlıkla ortama uyum sağlayabilmeleri