kanada vize, ingiltere vize
Cumartesi, 4 Şubat, 2012
 
ABD
$
: 1.75 TL
KANADA
$
: 1.75 TL
AVUSTRALYA
$
: 1.87 TL
İNGİLİZ
£
: 2.77 TL
EURO
: 2.31 TL
 
 
Dil Okulu, Yaz Okulu, Au-Pair, Üniversite, Master, Sertifika, Work & Travel, Pen-Pal, Grencard Arama
 
Ülke :
Program :
   
 
Dil Okulu, Yaz Okulu, Au-Pair, Üniversite, Master, Sertifika, Work & Travel, Pen-Pal, Grencard Basvuru
 
 
 
  • Tecrübe
  • Güven
  • Vize Başarısı
  • Ücretsiz Danışmanlık
  • Lokal Danışmanlık
  • İletişim Kolaylığı
  • Daha Fazla Bilgi [-->]
Ülkeler Rehberi
 
 
ispanya rehberi

İspanya, kültürel değerlerini koruyup modern bir yaşamla bağdaştırabilmiş ender ülkelerden biridir. Ülkenin her köşesinde 800 yıl boyunca hüküm süren Roma İmparatorluğu'ndaki Visigoth'ların ve Moorların mimari izlerini bulmak mümkündür. İspanya, iklimi, yemekleri, tarihi şehirleri ve muhteşem sahilleriyle tam bir turizm cennetidir. İspanya'ya gelerek dünya üzerinde en çok konuşulan dillerden biri olan İspanyolca'yı öğrenme şansına sahip olacaksınız.

 
     
  KISA KISA İSPANYA  
 
Para Birimi :
İspanyol Pesetası
 
Konuşulan Diller :

İspanyolca, Katalunca, Baskça, Galiçyaca (Fransızca ve İngilizce genellikle bilinir).

Başkenti :
Madrid
Nüfusu :

40.077.100

Uçuş Süresi :
3,5 saat
Saat Farkı :
1 saat geri.
İklim - Sıcaklık :

Ülkenin genelinde kışlar soğuk, yazlar Sıcak ve kuru geçen bir iklim hakimdir. Yaz ortalama sıcaklık: 25 C°, Kışın ortalama sıcaklık: 9 C°

Önemli Telefonlar :
Ülke Kodu : 34
Türkiye Büyükelçiliği: : CALLE RAFAEL CALVO 18-2 A Y B 
MADRID 28010
( 34-91 ) 319 80 64 - 319 82 97 - 319 81 11
Madrid Barajans Havalimanı : 1 393 6000
Barcelona Havalimanı : 3 298 3838
Mallorca Son Sant Joan Havalimanı   971 789 000
Sevilla Havalimanı   954 449 000
Salamanca Havalimanı   923 32 9600
Alicante Havalimanı   966 91 9000
 
 
Türkiye' ye Telefon Nasıl Açılır?
 
 
00 +90+alan kodu+telefon numarası .
 
 
 
 
Bankaların Açık Olduğu Saatler
 
 

Hafta içi her gün 08:30 -13:30 ATM makineler bütün şehirlerde mevcuttur.

 
 
 
 
Elektrik:
 
 
220 Volt.
 
     
  KDV:  
 
Restoran ve Oteller: %7 vergi vardır. Fakat bu her zaman ücrete dahildir . Alışveriş: %6 vergi vardır. Lüks eşyalarda bu oran artmaktadır. Ancak büyük mağazalarda turistler tek seferde bir mağazadan 15.000 pesetanın üstünde alışveriş yaparlarsa vergi iadesi alma hakkına sahip olunur. Bunun için mağazadan alacağınız makbuzu dönerken İspanya'daki havalimanında tax-free officer' na onaylatmak gerekir. Küçük Meblağlar hemen alanda ödenebildiği gibi bu vergi iadeleri kredi kartlarınıza bir süre sonra işlenir veya adresinize bir çek yollanır .
 
 
 
 
.BAŞLICA KENTLER.
 
 
 
  Madrid  
 

Madrid dünyanın en önemli kültürel başkentleri arasında bulunan bir şehirdir. Madrid'i Romalılar kurmuştur. Kesin dönem bilinmese de 3. ve 5. yüzyıl arasında olduğu tahmin edilir. Madrid ' i 10.yüzyılda Magerit adıyla bir Müslüman Merkezi olarak görürüz. 16.yüzyılda şehir İspanyol İmparatorluğu'nun başkenti olur. Burası 17.yüzyılda Cervantes, Lope de Vega ve Calderon gibi yazarların yaşadığı bir entelektüeller kenti haline gelmiştir. 18.yüzyılda kültür hayatı en üst seviyededir. 1808-1813 yılları arasında Napolyon tarafından ele geçirilen Madrid, yönetimin tekrar İspanya'ya geçmesinin ardından 20.yüzyıla kadar toparlanamamıştır. 1931 yılında kurulmaya çalışılan demokratik rejim 1936 -1939 yılları arasında iç savaşla kesintiye uğramıştır. ( Hemingway ' in " For whom the bell tolls " - Çanlar kimin için çalıyor - eseri bu iç savaşı anlatır. ) Madrid çevresindeki yerleşimlerle birlikte yaklaşık 3 milyon nüfusu olan bir şehirdir. Deniz seviyesinden 700m yükseklikte bir plato üzerine yaklaşık 8000 km2 üzerine kurulmuştur. Oldukça modern görünüşlü olan bu Avrupa başkentinde, şehir merkezinde özellikle 19.yüzyıla tarihlenen çok sayıda bina yer almaktadır. Şehir merkezinde, şehrin hafızasını koruyan bu tarihi doku, şehir dışına doğru çıkıldıkça yerini düzenli yaşam alanlarına bırakmaktadır.

Puerto del Sol: Madrid'e ister yalnız isterse bir gurupla gidin öncelikle bulmanız gereken nokta Puerto del Sol'dur. İspanya'nın resmi olarak merkezi kabul edilen nokta Puerto del Sol 'deki belediye binasının önündedir.
Tam karşınızda, biraz dikkatli bakarsanız ağaca dayanmış bir ayı heykeli göreceksiniz ki bu heykel Madrid şehrinin amblemidir. Artık İspanya'nın ortasını bulduğunuza göre bu noktayı kendinize referans kabul edip buradan çeşitli yönlere açılan anacaddeler üzerinde yapacağınız kısa yürüyüşler gün bitiminde şehri tanıyor kılacaktır size. Ama fazla vaktiniz yoksa sadece en popular yerleri gezmek istiyorsanız kolayca elde edebileceğiniz bir şehir planıyla aşağıdaki yerleri ziyaret edebilirsiniz.

Palacio Real (Royal Palace) 18. yüzyılda Bourbon'ların ( yönetimdeki aile) idare binası.
Calle de Bailen'de, Puerto del Sol'den, Calle Mayor'u izleyerek, cadde bitiminde güneye döndüğünüzde çıkarsınız.

Monasterio de las Descalzas Reales (Monastery of the Descalzas Reales): 1733 yılında kral V. Felipe tarafından yaptırılmıştır. Calle de Preciaus' üzerinde (sağdan 2.sokak) Puertodel Sol'un en kuzeyindeki ana cadde.

Plaza de la Independencıa (Alcala Gate): Kral III. Charles tarafından şehre giriş kapısı olarak tasarlanıp neo-klasik üslupta yaptırılmıştır. Puerto del Sol'den sol tarafa yaklaşık 20 dakikalık hızlı bir yürüyüşle ulaşılabilir.

Retiro Park Alcala Gate'I geçtikten sonar sağ kolda yer alır.12 hektarlık bir alan üzerine kurulmuştur. 17.yüzyılda Retiro Sarayı'nın bir bölümü olarak düzenlenmiştir.İspanya iç savaşı sırasında oldukça hasar görmüşse de park içindeki bitkiler, çeşmeler, havuzlar, anıt ve heykeller ve bahçe düzenlemeleri görülmeye değerdir.

Grand Via Madrid'in tarihi dokusu içine yerleşmiş en popular alış-veriş merkezi. Şehrin
kuzeyindedir.

Plaza de Colon 1885 yılında Arturo Melida tarafından düzenlenmiş bir bahçe ve kültür merkezi kompleksidir. Alanın ön tarafında oldukça yükseltilmiş bir kaide üzerinde Columbus keşiflerini İspanyollar'a sunuyor gibidir.

Plaza de Espana Kentin en yoğun caddelerinden biridir.Resmi binaların bir çoğu bu cadde üzerindedir. Ayrıca Cervantes Anıtı da, bu doku içinde yine yel değirmenlerine savaş açmış iki kahramanıyla yer almaktadır.

Plaza Mayor Kare bir avlu etrafında düzenlenmiş 136 binadan oluşur. Mutlaka görün. 1619 yılında krallığa prestij sağlayacak bi alış-veriş merkezi olarak inşaa edilmiş. Hala çeşitli dükkan ve atölyelerden oluşan oldukça güzel bir ortamı var. Ayrıca bu açık avluda binada yer alan 437 balkondan da seyredilen boğa güreşi gibi geleneksel oyunların yanı sıra kraliyet ailesine ait düğün törenleri yapılmaktaymış. Bugün de çeşitli yerel festivallerde bu alan kullanılmaktadır. Alanın ortasında Kral III. Philip'in at üzerinde heykeli yeralmaktadır.
Plaza Mayor'da vereceğiniz bir kahve molasının ardından Madrid'in 17.yüzyıldaki merkezine doğru ilerleyebilirsiniz. Ayrıca burada şehrin en eski binalarını "Casa de Cisneros"u görebilirsiniz.

Prado Museum (Paseo del Prado): 18.yüzyılda yapılmış olan bina Neo-Klasik üsluptadır. VII.Ferdinant ve karısının girişimleriyle oluşan kolleksiyona ait yaklaşık 300 adet parça ile kurulan müze bugün 7000 civarında eserle dünyanın en önemli Avrupa sanatı koleksiyonlarından birine sahiptir. Romanesk Dönemden günümüze kadar tarihlenen eserler İspanyol sanatçılarına
( Velazquez, El Greco, Goya...) ait oldığu gibi Avrupanın çeşitli dönemlerde faaliyet göstermiş diğer okullarının da (Bosch, Rubens, Mantegna, Raphael Tintoretto, Tiziano Caravaggio, Botticelli, Dürer, Poussin...) temsilcilerinin uygulamalarını içerir. Eğer plastik sanatlar ilginizi çekiyorsa Prado Müzesine sabah erkenden, hatta kuyruğa girmek için mesai başlamadan (09:00-15:00) gidin. Pazartesi kapalıdır.

İspanya'da 3F 'nin (Flameco, Football, Fiesta) ülkenin popüler kültürü içinde önemli bir yeri olduğunu herkes bilir. Flamenco Dansı bugün genellikle turistik bir gösteri niteliğinde olup daha çok akşam saatlerinde organize edilmektedir. Bu konuda bilgiyi en rahat şekilde otel resepsiyonlarından edinebilirsiniz. Madrid'in dünyaca ünlü 2 futbol takımı olan Real Madrid ve Atletico de Madrid takımlarını ise duymayanınız yoktur. Özellikle Barcelona ile olan ezeli rekabet hele de ünlü Bernabeu Stadyumun'daysa...

Boğa güreşleri Madrid'de özellikle Mayıs ayının ortalarından itibaren Calle de Alcala ve Vista alegra Metro istasyonu yakınındaki arenalarda, eğer zevk alıyorsanız, izlenebilir. Buralardan anı olarak alacağınız kılıç, bıçak türü eşyalar dönüşte havalimanında muhtemelen sorun çıkaracaktır.

 
     
  Barcelona  
 

İspanya'yı yakından görmek, flamenko dansları eşliğinde sarhoş olmak istiyorsanız öncelikli olarak gideceğiniz yer Barcelona olmalıdır. Barcelona İspanya içinde sanki ayrı bir ülkedir; kimilerini şaşırtır bu. Barcelona şehrinin tarih ile bütünleşmesi ayrı bir heyecan katar gezginlerin turlarına; özellikle Rönesans dönemine ait yapılar insanı büyüler.

TARİHİ
Dokuzuncu yüzyılda , İspanya kurulmadan yüzlerce yıl önce Barcelona, Katalan bir asilzade aile tarafından kurulmuştu. Kendi dilleri, gelenekleri ve kültürleri olan bu imparatorluk Sicilya ve Sardunya adalarını da içine alıyordu. 1939'a kadar varlığını sürdüren imparatorluk birinci dünya savaşından sonra egemenliğini kaybetti. İspanya 'nın faşist diktatörü Fransico Franco' nun 1975 yılındaki ölümünden sonra, Barcelona İspanya'nın içinde sanki ayrı bir ülke kimliğine büründü...Sardunya halkının dansı özgürlüğün dansı olmuştu artık. Küçük adımlarla birbirine halka olmuş insanların romantik, ritmik, kibar dansı. İsteyen herkesin katılabildiği danslarda her yastan her milliyetten insan görmek olasıdır.

Katalan 'ların bayındırlık sürdüğü 1830'lu yıllarda Barri Gotic bölgesinde, ortaçağ sınırlarından ayrılarak yeni Barcelona vizyonuyla zengin kentsoylu bir toplumun ilk tohumları atılmıştı.1950'lili yıllarda ise şehri çevreleyen duvarların bir çoğu yıkılarak yerine Ildefons Cerda tarafindan eski şehrin etrafına hızla yayılan bitkilerle çevrildi.

Gece Barcelona'da gündüz olduğundan çok daha fazla insan görürsünüz. Çünkü İspanyollar gece hayatını çok seviyor. Genellikle arkadaş gruplarıyla ve oldukça geç saatlerde dışarı çıkmayı seviyorlar.

Barcelona 'ya gittiğinizde kendinizi sanki İspanya 'nın dışında başka bir yere gitmiş zannedersiniz. Bu zengin kültürlerle yoğrulmuş ülke sanki bir açık hava müzesi gibidir. Barcelonalılar kendilerini önce Katalan olarak kabul ederler. Onlar size İspanya kurulmadan önce Katalanya'nın var olduğunu, kendi mutfaklarının, dillerinin, bayraklarının ve kültürlerinin farklı olduğundan söz edeceklerdir. Madrid'den daha kozmopolit, İspanya 'dan daha Avrupai olduklarını ifade edeceklerdir. İspanya 'yı bir ülke olarak değil de eyaletlerden oluşan bir birlik olarak görmeyi tercih ederler.

Katalan Hükümet Konağına bakan bulvarda yer alan Sagra de la Familia Kilisesi (Temple of the Holy Family) Barcelona 'nın en tanınmış sembolüdür.Yapımına 1882 yılında, Villar tarafından Neo-Gotik üslüpta tasarlanarak başlanmış fakat Villar'ın gözden düşmesi üzerine 1883 yılında bu işle 31 yaşındaki Antoni Gaudi (1852-1926) görevlendirilmiştir.Ölümüne kadar bu binanın yapına devam etmişse de Gaudi ,Sagrade la Familia Kilisesinin sadece (Kripta, apsis duvarları bir giriş ve bir kule) ön cephesini yapabilmiştir.Yapının inşasına Gaudi'nin ölümünden sonra, günümüzde de devam edilmektedir. Modernist üslüplü yapı diğer aynı üsluplu yapılardan Barcelona'nın kültür zenginliğinin de etkisi ile farklılıklar gösterir. Bu farklılığın sebebi , kentin Gotik, İslam, Rönesans, Romanesk ve Bizans üsluplarını bir arada taşıyor olmasındandır. Yapıda diğer Modernist üslup uygulamalarında da süslemede kullanılan cam ve tuğla (demir ve çelik de Modernist üslupta süslemede kullanılmaktadır ; Art Nouveao) tamamen Gaudi tarafından tasarlanmış ve yerleştirilmiştir. Gaudi'nin, La Pedrera(The Quarry) adıyla bilinen apartmanı gibi şehirde daha birçok eserini görmek mümkündür.

Barri Gótic turistik bir köy olmamasına rağmen her geçen gün artan ziyaretçi sayısıyla günümüzde en popüler mekanların başında gelmeye başlamıştır. Burası halkın doğal yaşantısını daha yakından görmek isteyenlerin ilgisini çekebilecek küçük bir İspanyol köyüdür.Ressam Joan Miro 'da Barri Gotic'de doğmuş ve büyümüş bu köyün izlenimleri eserlerine yansımıştır.

Barcelona deyip de Picasso'dan bahsetmemek olmaz. 1881 yılında Malaga'da doğan Picasso 1985-1900 yıllarında Barselona da yaşamış, özellikle de Barri Gotik ve Barri Xines bölgelerinden etkilenmiştir.Bu dönem içinde Empresyonizim ve Sembolizim üsluplarında çalışmıştır. 1900 yılında ayrıldığı Barcelona'ya 1901 yılında dönen Picasso 1904 yılına kadar tekrar Barcelona 'da yaşamış ve Mavi Dönemim dediği ürünlerini yaratmış fakat 1904 yılından sonra Fransa'ya yerleşmiştir.1973 yılında Fransa'da ölmüştür. Ünlü Ressamın eserlerinin özellikle erken örneklerinin toplandığı bir müze 1962 yılında oluşturulmaya başlanmıştır. Museo Picasso, 1981 yılında eşinin de Picasso'nun yaptığı seramik çalışmalarını bağışlamasıyla bugünkü halini almıştır.Ünlü ressamın 2,500 'den fazla eserinibu sehirde özellikle de Museo Picasso 'da görmeniz mümkündür.

Hemen hemen Barcelona ile ilgili her fotoğrafta veya her tabloda gördüğünüz her kitapta okuduğunuz, o ünlü Las Ramblas sokağı limandan sadece bir kilometre uzaklıktadır. Limanın hemen yanındaysa bir diğer ünlü yapıt Christopher Columbus Heykeli, yüzünü Akdeniz'e çevirmiş sizi beklemektedir.

Yaz aylarında konserler verilen, dramalar sahnelen başka ünlü bir bulvar da Palca Del Rei' dir ( Plaza of the King). Yeni Dünya'ya yaptığı seyahatten dönen Columbus, Isabella ve Ferdinand tarafından huzura burada kabul edilmiştir.

İspanya deyince hemen akla gelen geleneksel boğa güreşleridir. Boğa güreşine gitmek için en az iki gün önceden biletlerinizi almalisiniz. Arenaya girmeden önce Matador'lara firlatmak üzere çiçek almayi unutmayin. Sagrada Familia ve Katalan Hükümet Konagi'nın yer aldığı bulvarda her Pazar aksami, renkli, eglenceli ve dostça bir ortamda Sardana dansçilarini seyredebilir veya onlara eslik edebilirsiniz.

 
     
  Malaga  
 

Emeviler'den kalma kalesi İspanyanin ender bedava gezilebilen tarihi eserlerinden olan, yakınında bulunan Marbella nedeni ile Avrupa jet sosyetesi tarafindan en azından havaalanı olarak kullanılan güzel bir liman şehridir. İspanya'nın Akdeniz kıyısından ilerlerken, Catalonia 'ya gelmeden, Andalucia 'nın(Endülüs) son görülmeye değer, son büyük liman şehridir. Malaga 'nın parlak mavi / yeşil Akdeniz manzarası ve sonu gelmeyen sahilleri aklınızın bir yerinde kalır... Pablo Picasso'nun doğum yeri olduğunu söylemekte de fayda var.

 
     
  Mallorca  
 

Menorca, Ibiza, Formantera, Cabrera ve kendisinden oluşan; Valencia 'nın 150km doğusunda bulunan Balear Takimadaları'nın en büyüğü olan Mallorca'nın nüfusu aşağı yukarı altıyüzbin olup, yarısından fazlasını yabancılar oluşturur. En büyük şehri Palma de Mallorca'dır. Adada eskiden turist görüldüğünde parmakla gösterilirmiş, şimdilerde ise Mallorquin (Mallorcalı) görüldüğünde neredeyse şaşırılmakta.

60x90 km büyüklüğündeki adada 300 yıl boyunca müslüman arapların egemenliği sürmüştür. Şu an araplardan geriye bağlar bahçeler ve kullanılmayan 1-2 hamam dışında hiçbirşey yoktur. Adanın kuzeyi 1350 m'lik tramuntana dağları ile çevrilidir ve bizim Karadeniz yöresi gibi adanın diğer kısımlarından daha yeşildir. Adanın batısı ise en gelişmiş kısmıdır. Mallorca tüm geçimini turizmle sağlamaktadır.

Mallorca'nın en önemli özelliklerinden biri rutubetin azlığı, diğer özelliği ise kumsallarıdır. Özellikle Arenal'de kum pudra gibi çok ince taneli olduğundan kumun arasına hava girmiyor böylece en sıcak havalarda bile öğlen vakti kumda çıplak ayakla yürünebiliniyor.

Mallorca'nın güneyi uçsuz buçaksız doğa manzaraları ve küçük köyler keşfetmek isteyenler için önemli bir bölgedir.
 
     
  Sevilla  
 

Emeviler'den kalmasına rağmen oldukça iyi korunmuş Alcazar Sarayı'nın bulunduğu; İspanya 'nın en güzel şehirlerinden biridir... Köprüleri, skate park ı, katedral i (ki dünyanın en büyük katedrali olarak Guiness'e girmiştir), insanları ve sokakları ile çok güzel, çok sıcak ve çok İspanyoldur. İnsanları o kadar içten ve sıcaktır ki sizi tanısınlar ya da tanımasınlar mutlaka selam verirler ve yardımcı olmaya çalışırlar. Ortadan akan nehir şehre ayrı bir hava katar ve Triana'nın gece hayatı gibisi yoktur. Küçük avlularda flamenko gösterileri yapılır ve siz o ayakların nasıl bu kadar hızlı hareket ettiğine ve gitar çalan ellerin nasıl kaybolduğuna şaşar kalırsınız. Boğa güreşleri ünlüdür. Sangria içilmeden, paella yenmeden dönülmemelidir. Enteresan bir şekilde gece aydınlatmasın altın sarıs ıdır bu eşsiz Andalusia şehrinde. Gece köprülere bakarken sanki şehrin üzerinden bir altın yağmuru geçmis hissine kapılır, ne kadar yeteneksiz olursanız olun kendinizden geçip şiirler yazmaya başlarsınız.

 
     
  Salamanca  
 

Türkiye'nin Eskişehir'ini andıran İspanyol kenti, üniversite şehridir. İspanya'da İspanyolca öğrenmek için ideal şehirlerden biridir.

Ufacık bir şehirdir ve daha çok yerli turistlerin tercihidir. İspanya'nın ' world heritage ' listesine de girmiştir. Üniversitesinin kuruluşu 1200'lü yıllara kadar gider. Kolomb'un dünya turuna çıkmadan önce üniversitenin kütüphanesinde uzun bir araştırma yaptığı söylenir. Neredeyse tüm şehir kumtaşından yapılmıştır. Bu yüzden gün batımında cephesi güneşe bakan evler altın gibi parlar. Turistik dükkanlar hala dükkanların adlarının boğa kanı ile duvarlara yazılması geleneğini yaşatır. Şehrin pek çok İspanyol şehrinde olduğu gibi büyük kare bir meydanı vardır. Katedralinin girişi restore edilmiştir. Restorasyon sırasında kapının yanındaki sütunlara dondurma yiyen bir aslan ve bir de astronot figürü eklenmiştir. Eski üniversitenin kapısında oyma bir kapı ve bu kapının üzerinde bir sürü kurukafa, abuk sabuk aziz(e), haşmetli yaratıklar vardır. Ama hepsi de çok ciddi ve güzel figürlerdir.
Ayrıca dünyanın en eski kütüphanelerinden biri de bu üniversitenin içinde bulunmaktadır ve içeriye özel izinle girilebilmektedir. Kütüphanede Versallius tarafindan el yazısıyla yazılmış bir kitap olduğu rivayet ediliyor ki kütüphaneyi korunaklı kalın camların ardından görür görmez bu rivayetin gerçeğe ne kadar yakın olduğunu farkediyorsunuz.

 
     
  Alicante  
 

Akdeniz kıyısında üniversiteli bir İspanyol kentidir. Güzel bir sahile sahip olan, iskelelerin etrafindaki cafeleriyle ve hemen alışabileceğiniz ılık havasıyla huzur veren, caddelerinin bir ucundan baktığınızda hepsi aynı boy ve yükseklikte görünen panjurlu evleriyle ve her daim bakımlı insanlarıyla iç açan, Aspe'siyle ve Villena'sıyla şarap, festival ve tarih kokan şirin bir kenttir. Türkiye'nin Bodrum 'unu anımsatır. İspanya'nın zenginleri yazlık evlerini buraya yaptırmışlar, büyük turistik oteller açılmış, aynı Bodrum gibi beton yığınına dönüşmüş sonunda. Yine de nefis denizi ve doğası ve İspanyol sosyetesiyle İspanyada görülmesi gereken yerlerden biridir. Ayrıca deri endüstrisi sayesinde ayakkabiları ucuz ve kalitelidir. İçerisinde Santa Barbara kalesini de bulunduran kentin kasabalarından biri olan Denia üzerinden de feribotla Ibiza 'ya geçebilirsiniz.

 
     
 
İSPANYA'DA EĞİTİMİN AVANTAJLARI:
 
 

•  Yüksek kalitede eğitim

•  Uluslararası geçerliliği olan diplomalar

•  İnsanlarının kozmopolit olması nedeniyle yabancı öğrencilerin rahatlıkla     ortama uyum sağlayabilmeleri

•  Düşük yaşam giderleri

•  Misafirperver çevre, sevecen Akdeniz insanları

•  Eğitim için güvenli bir ülke

•  Çok kültürlülük

•  Muhteşem doğa ve eğlence imkanları

 
     

..Copyright © 2004 eğitimnoktası - Her Hakkı Saklıdır..
Merkez (Eskişehir)
Tel: (222) 230 68 98 | E-Mail: info@egitimnoktasi.com